Burak Aksak - Eyvallah (OT Dergisi)


Heves biter tortusuyla idare edersin. Yol uzun çünkü, yürümek gerek. Başkasının gösterdiği yoldan, gitmek bile istemediğin bir yere varabilmek adına yürürsün.Kan ter içinde kalırsın. Tökezlemek yasak. Düşersen yarı yolda bırakırlar. "Varacağımız yer önemli değil, sizinle beraber yürüyebilmek için çıktım ben bu yola" dersin ama onlar önlerine çıkan her engeli senden bilirler.
Sen aynı ekmeği bölüşmek istersin, onlar "lüzum yok biz tokuz " derler.

Eş zamanlı bitişler güzeldir.Kimsenin kimseyi yarı yolda bırakmadığı bir son gibi. Güzel insanlar tanımışsındır.Gülmüş, ağlamış, üzülmüş, yorulmuşsundur yol boyu. Pişmanlıkların da olmuştur elbet. Hatalarından ders çıkarmış, çıkardığın derslerden bütünlemeye kalmışsındır her seferinde. Bir yere ait olmak istersin. Tribüne gidip marşlara eşlik eder, camide safları sıklaştırır, rakı masalarında kadeh kaldırırsın. Hiçbiri de dindirmez yanlızlığını. Sensiz de o tribünler inler, saflar sıklaşır, kadehler bir dolar bir boşalır. Kimseyi suçlamaya hakkın yok senin. Küfürün de sitemin de kendinedir. Durma denize doğru yürü şimdi. Uzak değil, bir sigara içimlik mesafedir. Yak sigaranı, eğ başını, arkana bile bakmadan ez bütün kaldırım taşlarını. Sakın kafanı kaldırma. Sokakları kirlidir bu şehrin. Televizyonu kirli, futbolu kirli, siyaseti kirlidir. Görme hiçbirini. En yakınına bile güvenmeyip "hukuka ve adalete güvenim sonsuz" diyen insanların arasından geçip git. Tıka kulakların. Ezbere kurulan cümleler hepsi. Duymasan da olur hiçbirini. Kirli beton yığınlarının arasından geçip git. Olsun. Doğa bu boktan griliğin intikamını alacaktır nasılsa. Bir amacın var artık senin. Varacağın bir yer var. Geç kalma. Mutluluğu üç liralık şarap şişelerinin dibinde üç liran, avuçlarına bırakıp öyle git. Belki bir sonraki şişenin dibinde bulurlar aradıklarını. Hayallerini mesai saatlerinde harcayanların, özgürlüğünü asgari ücrete satanların, üç parça kemik için için boynuna tasma taktıranların, çıkarları için beş para etmez adamların önünde el pençe divan duranların arasından geçip git. Çünkü gidecek bir yerin var senin. Varacak bir yerin yoksa, tüm gidişler kaçamaktır biraz. Ama sen kaçmıyorsun. Denize gidiyorsun. Daha doğusu denize doğru gittiğini sanıyorsun ama adımlarını hep çıkmaz sokaklara götürüyor seni. Olsun. Kaybolmak doğru yolda olduğunu gösterir. Bir sigara daha yak, devam et, yürümeye. Sokaklar sınırlıdır, tüm yollar denize çıkar nasılsa. Kesilmek üzere toplanmış kurbanlık koyunlar gibi bir arada ve ne olup bittiğinden habersiz insanların arasından geçip git. İçinde bulundukları ahırın kokusuna göre saf belirler onlar kendine. Son anda bile tek düşündükleri, bir başka koyunun üzerine atlamaktır. Sokakların asıl sahibi olan köpeğin, kuşun böceğin arasından geçip git.
Hepsinden daha hayvan olduğunu söyle onlara. Hatta onlarla beraber yürü, seni de aralarına alırlarsa. En iyisi olmak için hırslarının kölesi olmuş, ruhunu şeytana satmış ve kibirlerini de boğulmuş insanların arasından geçip git. Yarışamazsın onlarla. Oyunun kurallarını kendileri belirler, kendileri oynar, kendileri kazanır. Takma kafana. Kazanmasını bilmeyen bir adamı, kaybetmekle korkutamazlar. Korkakların, suskunların, umudunu geçmişte bırakanların arasından geçip git. Cebini doldurmak için seni kullananların, mülke tapanların, parayı dost sananların arasından geçip git. Ucuz yalanların, sahte kahkahaların, timsah gözyaşları dökenlerin arasından geçip git. Deniz kokusu gelmeye başlamıştır.

Âlâ! Martı seslerini de duymaya başlayınca at elindeki sigaranı, koşar adım, rüzgar gibi geçip git.
Amacına ulaştığında yaşarsın en büyük hayal kırıklığını. Ne deniz senin düşündüğün gibidir, ne de o kabullenir seni. Ömür boyu bir tutsaklık halidir seninki. Çıkarıp bir sigara daha yak. Bir el salla sonsuz uzaklara. Devam et yoluna. Sonu gelmez bir yürüme halidir bu. Durma. Kendini bırak bir kuytu köşeye, bu dünyadan geçip git.
Eyvallah!

1 yorum: