Hakan Günday - Dünya'nın İlk Klon Devlet Başkanı ve İç Burkan Dramı (OT Dergisi)


Bir Perşembe... Başkanlık Ofisi
BAŞBAKAN: Ne Demek kırmızı?
SAĞLIK BAKANI: Bildiğiniz kırmızı, sayın başkanım.
BAŞKAN: Kaç kişi?
SAĞLIK BAKANI: Şimdilik vaka sayısı 41 ama her geçen gün artıyor.
BAŞKAN: Karantinaya alın.
SAĞLIK BAKANI: Efendim, salgın bütün şehirlere yayılmış durumda. Araştırıyoruz ama hangi yollarla buşacağını saptayamadık hala.
BAŞKAN: Sadece yüzleri mi?
SAĞLIK BAKANI: Yok efendim, bütün vücutları. Kıpkırmızı. onun dışında sağlıklarında herhengi bir bozulma yok. Ajiri diye bir hastalık vardır. Çok nadir görülür.. Hasta kronik biçimde gümüşe maruz kalır, sonra da mavi olur.
BAKAN: Mavi mi?
SAĞLIK BAKANI: Evet efendim, bütün bedeni maviyle gri arasında bir renk alır. Bu kırmızılaşmanın da böyle bir deri hastalığı olabileceğini düşünüyoruz.
BAŞKAN: Anlaşıldı... Şimdilik kimse duymasın. Araştırmaya devam edin. Bana da sürekli bilgi verin.

Bir Pazartesi... Başkanlık Ofisi
İÇİŞLERİ BAKANI: Buyrun efendim, hepsi dosya da.
BAŞKAN: Bırak şimdi dosyayı, anlat.
İÇİŞLERİ BAKANI: Sağlık bakanımızı anlatsa... O daha iyi izah eder.
SAĞLIK BAKANI: Sayın başkanım, olabilecek bütün testleri yaptık. Bütün ihtimalleri taradık ve efendim, içişleri bakanımızla ortaklaşa bir çalışma yapınca...
BAŞKAN: Uzatma, neymiş söyle.
SAĞLIK BAKANI: Bundan yıllar önce gerçekleşmiş bir toplumsal olay var... İşte o zaman... kalabalıkları dağıtmak için kullanılmış bir takım gazlar yani kimyasallar...
BAŞKAN: Eee?
SAĞLIK BAKANI: İnanılır gibi değil ama hastaların ortak noktası, o eylemlerde bulunmuş ve bu kimyasallara maruz kalmış olmaları. Ve o kimyasalları da inceleyince, böylesi bir etkiye sahip olabileceklerine ilişkin bir potansiyel...
BAŞKAN: Mümkün değil! Devlet kimyasallarında herhangi bir etki saptaması olamaz!
SAĞLIK BAKANI: Ama olmuş efendim... Tabii o günün imkanlarıyla, ilerde böyle bir etki göstereceğini bilmek...
BAŞKAN: Kaç oldular şimdi?
İÇİŞLERİ BAKANI: 347... Eylemlere katılanların sayısı 500 binin üzerindeymiş. Aslında tam rakamı da bilmiyoruz. Tabii, şu an hepsinin de yaşı hayli ilerlemiş durumda. Dosyada olayın içeriğiyle ilgili bütün bilgiler mevcut, bir bakarsanız...
BAŞKAN: Gerek yok!
İÇİŞLERİ BAKANI: Ne emredersiniz peki, ne yapalım?
BAŞKAN: Alerji deyin! Bir basın açıklaması yapıp, alerji deyin... Sonra düşünürüz.

Bir Cuma... Başkanlık Ofisi
BAŞKAN: Ne var yine?
SAĞLIK BAKANI: Efendim karantina bölgesinde, Alkent'te...
BAŞKAN: Bıktım artık o Alket'ten! Bir de burda hergün yazıp çiziyorlar, niye gittin o morukları oraya kapattın diye! Kimse, devlette devamlılık ilkesi diye bir şey duymamış ki! Ne demktir bu? Bir suçlu bir hükümetin adaletinden kaçsa da, er geç başka birininkine yakalanır, demek! Neyse ne istiyorlarmış yine, ne olmuş?
SAĞLIK BAKANI: Kentteki doktorlar diyor ki... Kızıllar da bir şey saptamışlar... Efendim, ten renkleri normale dönmeye başlamış.
BAŞKAN: Beni hiç ilgilendirmez. Kızarıp gösterdiler ne bok olduklarını bir kere! Artık çok geç! Hem gittik o kadar yerleşim bölgesi yaptık, sırf onlar için! Sakın öyle düzeleni dışarı bırakalım falan demeyin! Kimse çıkmayacak Alkent'ten. Hepsi vatan haini onların! Geberene kadar orada kalacalar!
SAĞLIK BAKANI: Efendim, mesele de o... Hücrelerinde yenilenme hareketi sapanmış.
BAŞKAN: Efendim?
SAĞLIK BAKANI: Kızılların hücreleri kendiliğinden yanileniyormuş. Yani yaşlanmaları durmuş.
BAŞKAN: Nasıl durmuş?
SAĞLIK BAKANI: Yine o kimyasallar yüzünden heralde öyle düşünüyoru...
BAŞKAN: Bir dakika, bir dakika! Sen şimdi bana o herifler ölümsüz mü oldu diyorsun?
SAĞLIK BAKANI: Öyle görünüyor, efendim.
BAŞKAN: Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?
SAĞLIK BAKANI: Maalesef.
BAŞKAN: Ne demek lan, ölümsüz!
SAĞLIK BAKANI: Biz öleceğiz, onlar kalacak demek... efendim.

Bir Salı... Başkanlık Ofisi
BAŞKAN: Olmaz öyle şey!
SAĞLIK BAKANI: Efendim gerçektende gençleşiyorlar... Uluslararası bir raştırmacılar heyetine incelettik de...
BAŞKAN: İyi bok yediniz!... Ne diyorlar peki?
SAĞLIK BAKANI: Kaç yaşında o gazlara maruz kalmışlarsa o yaşlarına erişinceye kadar gençleşmeleri devam edecek sonrasında hücre yapıları sabitlenecek yani ölümsüzleşeceklermiş. Anladığımız kadarıyla, bugüne tıp biliminin kesinlikle haberdar olmadığı ve insan bedenine ilişkin yeni bir savunma sistemiyle karşı karşıyayı...
BAŞKAN: Kes!

Bir Çarşamba... Başkanlık Ofisi
BAŞKAN: Bu o mu?
SAĞLIK BAKANI: Evet, o günlerde kullanılmış olan maddelerin bir karışımı.
BAŞKAN: Ne kadar sıkacağız?
SAĞLIK BAKANI: Arşivleri inceledim de, o olayda bu gazlarınkullanımı biraz aşırıya kaçmış. Dolayısıyla hesapalrımıza göre bütün bu tüpü bitirelim...
BAŞKAN: İyi de sanayi tüpü gibi bir şey bu!
SAĞLIK BAKANI: Tabi, biraz fazla aşırı kullanım olunc...
BAŞKAN: Neyse tamam,çık sen, ben kendi kendime sıkarım.
SAĞLIK BAKANI: Emin misiniz?
BAŞKAN: Çık.
SAĞLIK BAKANI: Sayın başkanım, siz daha iyi bilirsiniz ama...
BAŞKAN: Çık, dedim.

Bir Pazar.. Başkanlık Ofisi
BAŞKAN: Geldi mi sonuçlar?
SAĞLIK BAKANI: Evet ama ne yazık ki olumsuz, efendim.
BAŞKAN: Nasıl olumsuz! Boşuna mı yuttum ben o kadar gazı? Nefesim kesildi, ölüyordum be!
SAĞLIK BAKANI: Gerçekten çok üzgünüm... Hiç bir açıklaması yok... Ama kızıllardaki kimyasal tepkimenin benzerini sizde göremiyoruz. Hücre yenilenmesi bir türlü başlamıyor. Kızarmıyorsunuz bile...
BAŞKAN: Yarım milyon insana etki etmiş, bir bana etmiyor, öyle mi? Ulan ne farkı var benden, o rezillerin!
SAĞLIK BAKANI: Estağfurullah, sayın başkanım!
BAŞKAN: Hayır yani, ben insan değil miyim?
SAĞLIK BAKANI: Bakın ben onu hiç düşünmemiştim.
BAŞKAN: Neyi?
SAĞLIK BAKANI: Efendim, klon olduğunuz için...
BAŞKAN: Eee?
SAĞLIK BAKANI: Bu sebeple etki etmiyor olabilir.
BAŞKAN: Klonsam klonum, ne alakası var? Ben de insanım!
SAĞLIK BAKANI: Ama efendim DNA yapını...
BAŞKAN: Ben kimin klonuyum, biliyor musun sen?
SAĞLIK BAKANI: Bilmez olur muyum?
BAŞKAN: Yaşadığı müddetçe, kıyamete kadar halkına hizmet etmekten başka hiçbir şey istememiş, adam gibi bir adamın klonuyum! Bu dünyada nefes alıp vermiş en büyük devlet adamının klonuyum ben be, sen ne diyorsun!
SAĞLIK BAKANI: Biliyorum da efendim, sizin durumunuzda biri için fizyolojik olarak imkansız olabili...
BAŞKAN: Yeter, kes! Salak salak konuşma da, ne yapacağız şimdi şu işi, onu söyle! Bir çare bul!
SAĞLIK BAKANI: Salak salak mı?... Peki... Madem öyle...
BAŞKAN: Mırıldanma bana, ne diyorsan de!
SAĞLIK BAKANI: O zaman şöyle yapalım.
BAŞKAN: Ne yapalım, söyle!
SAĞLIK BAKANI: Bence bir gaz uygulaması daha yapalım! Bir tüp daha sıkın kendinize. Hatta müspet bir sonuç alana kadar bunu hergün tekrarlayalım.
BAŞKAN: Ben de tam onu diycektim! Git getir gazı!

0 yorum to “Hakan Günday - Dünya'nın İlk Klon Devlet Başkanı ve İç Burkan Dramı (OT Dergisi)”

Yorum Gönder